Turbologo’da küçük işletme sahipleriyle çalışırken aynı hikâyeyi binlerce kez gördüm. Şirket markasını yoluna koyar: bir logo, bir renk paleti, yazı tipleri, sonunda gerçek bir işletmeye benzeyen bir site. Her şey hazırdır.
Sonra Instagram hesaplarına bakarsınız. Dört gönderi. Sonuncusu marttan kalma.
Bu tembellik değil, fikir eksikliği de değil. Bu aritmetik. Düzgün bir gönderi demek: konu seçmek, basın bülteni gibi değil size benzeyen bir metin yazmak, markaya uyan bir görsel kurmak, onu üç platforma uyarlamak ve en sonunda paylaşmayı hatırlamak. Bunu hakkıyla yaparsanız bir saat gitti, bazen iki. Bir haftalık içerik için yaparsanız, işinizle ilgisi olmayan bir şeye çalışma haftanızın yarısı gitti.
Bu yüzden insanlar seçim yapar. Ya seyrek ve iyi paylaşırlar ya sık ve kötü. Çoğu seyreği seçer.
Çözmeye giriştiğimiz problem tam olarak buydu ve bugün bunun için kurduğumuz aracı tanıtmak istiyorum: PostPost.ai, yapay zeka ile çalışan bir sosyal medya yönetim aracı — boş bir metin alanından değil, markanızdan başlıyor.
Şu anda postpost.ai adresinde yayında; denemek için bir site adresi ve yaklaşık bir dakika yeterli, bu yazının kalanı ise ürünün tam turu.
PostPost.ai, boş bir sayfadan değil işinizden başlayan bir sosyal medya yapay zeka aracıdır.
Sitenizin adresini yapıştırıyorsunuz. PostPost.ai sayfaları okur, ne sattığınızı, kime sattığınızı, markanızın nasıl göründüğünü ve nasıl konuştuğunu çıkarır ve bunlardan bir marka profili kurar. O andan sonra ürettiği her şey — metinler, kaydırmalı gönderiler, hikâyeler, videolar, haftanın tamamı için bir içerik planı — o genel geçer yapay zeka diliyle değil, sizin markanızla çıkar.
Ardından kanallarınızda planlar ve paylaşır, neyin işe yaradığını gösterir ve o gönderilerin getirdiği yorumlarla direkt mesajları tek bir gelen kutusunda toplar.
Bugün kullanan müşteriler bize bir haftalık içeriğin eskiden dört saat sürdüğü yerde yaklaşık 15 dakika aldığını söylüyor. Bu sayı ürünün bütün anlamı. Aşağıdaki her şey oraya nasıl vardığımızı anlatıyor.
Baştan bir netlik, çünkü soruluyor: PostPost.ai, Turbologo’dan ayrı bir ürün. Aynı ekip, aynı DNA, ama farklı bir uygulama ve farklı bir hesap. Marka kitinizi Turbologo hesabınızdan çekmiyor; marka profilini sitenizden kuruyor. Logo ve renkler sitenizde zaten varsa, oradan geliyorlar.
Farkı yaratan kısım bu, o yüzden biraz yavaşlıyorum.
Denediğiniz her yapay zeka aracı sizden bir prompt ister. Kusur tam olarak orada. Prompt küçücük bir pencere: işiniz hakkında üç satır yazarsınız, model geri kalanını ortalamalarla doldurur ve sektörünüzdeki herhangi bir şirkete ait olabilecek bir gönderi çıkar. Sonra onu yeniden yazarsınız. Her seferinde.
PostPost.ai tam tersini yapar. Siz bir şey istemeden önce gider işi öğrenir ve öğrendiğini saklar.
Aracın işiniz hakkında bildiği her şey Brand Vault dediğimiz tek bir yerde durur. İçe aktarmadan sonra şunları içerir:
Bunların hepsini düzenleyebilirsiniz ve düzenlemelisiniz. Kendi materyalinizi de yükleyebilirsiniz — bir fiyat listesi, bir marka kılavuzu, müşterilerle kullandığınız bir doküman — ve bu da aynı bağlamın parçası olur.
Brand Vault, yapay zekanın tek bir kelime yazmadan önce okuduğu şeydir. İlk taslağın genelde bir saatlik düzeltme malzemesi değil, doğrudan yayına hazır olmasının sebebi bu.
Uzman ipucu: içe aktarmanın hemen ardından marka profilini gözden geçirmek için on dakika ayırın, özellikle hizmetler ve fiyatlar için. İçe aktarma çoğunu doğru yakalar ama siteniz büyük olasılıkla bir şeyi hak ettiğinden düşük anlatıyor ya da eski bir paketi tarif ediyor. Orada yaptığınız her düzeltme, aracın bundan sonra sizin için üreteceği bütün gönderileri iyileştirir: ürünün en yüksek getirili on dakikası budur.
ChatGPT’yi her gün kullanıyorum ve gönderi metni yazamadığını iddia edecek değilim. Yazıyor. Ama seramik atölyenizin cumartesi günleri 600 TL’ye başlangıç kursu verdiğini, hedef kitlenizin ekransız bir hobi arayan otuzlu yaşlarındaki kadınlar olduğunu, marka sesinizin sıcak ve hafif özeleştirel olduğunu ve paletinizin terrakota ile krem olduğunu bilmiyor.
Bu yüzden ona anlatırsınız. Yeniden. Bir sonraki sohbette. Ve haftası geldiğinde bir daha.
Ama hafıza yalnızca ilk fark ve doğrusu en az ilginç olanı. Haftanızı gerçekten değiştiren şeyler şunlar.
O bir gönderi yazar. Biz haftayı planlarız. Bir sohbet botundan içerik isterseniz bir metin alırsınız. PostPost.ai’den isterseniz bir plan alırsınız: hangi konu hangi gün, hangi kanalda, hangi sırayla — pazar akşamı aklınıza geleni değil, hesap için bir stratejiyi temel alarak. Ardından o plandaki her boşluk bitmiş işle doldurulur: metin ve görsel birlikte, bütün hafta bir kerede.
O kelime verir. Biz görseli de veriyoruz, hem her hafta aynı üslupta. Hafife alınan kısım bu. Bir sohbet botu görseli tarif edebilir; ondan markanıza uygun bir görsel almak demek başka bir araç, başka bir prompt ve üslubu sabit tutan hiçbir şey olmadığı için her hafta başka görünen bir sonuç demek. PostPost.ai görselleri metinle aynı marka bilgisinden üretir: paletiniz, yazı tipleriniz, logonuz, görsel kurallarınız. On ikinci gönderi birinci gönderiyle aynı şirkete ait görünür ve on kareli kaydırmalı bir gönderi, birbirinden kopuk on görsel değil tek bir set gibi durur. Burada tutarlılık hoş bir ekstra değil. Bir hesabın rastlantılar dizisi değil marka gibi okunmasını sağlayan şeyin tam kendisi.
Ya satar ya öğretir. Biz bilerek karıştırıyoruz. Sadece satan bir hesap sessize alınır, sadece öğreten bir hesap ise hiç kazanmaz. Plan; öğretici, faydalı ve hikâye anlatan gönderileri tanıtım gönderileriyle bilerek karıştırır ve tanıtım payını haftanın dörtte biri civarında tutar. Bu oran planların üretilme biçimine gömülüdür, herhangi bir akşamdaki ruh halinize bağlı değildir.
O bir metin yazar. Her ağ başka bir metin ister. X ve Threads kısa, keskin ve o platformlara ait bir şey ister. LinkedIn “devamını gör” tıklamasını hak eden bir ilk satır ister. Instagram görselin altında çalışan bir metin ister, TikTok video devralmadan önce okunabilecek kadar kısa olanı, Telegram ise X’te ölümcül olacak bir uzunluğu kaldırır. Her kanal aynı fikrin kendi sürümünü alır: o platformun uzunluğuna ve diline göre yazılmış bir sürüm — beş kez yapıştırılıp sığmadığı yerde elle kırpılan tek bir metin değil.
Ve kimsenin hesaba katmadığı kısım var: kopyala-yapıştır vergisi. Sohbet botunun metni iyi olsa bile görsel için ikinci bir araç açarsınız, beklersiniz, indirirsiniz, boyutlandırırsınız, planlayıcınızı açarsınız, metni yapıştırırsınız, dosyayı yüklersiniz, saat seçersiniz ve bütün turu sonraki gönderi ve sonraki kanal için baştan yaparsınız. Üç sekme arasındaki bu gidiş geliş, dört saatin gerçekte gittiği yer. Bu yaratıcı iş değil, idari iş; ve iyi bir içerik planının çarşamba günü ölmesinin en sık sebebi. PostPost.ai bunu tek yerde yapar: plan, metin, görsel ve zamanlama aynı nesnedir.
Baştaki sayının arkasındaki dürüst aritmetik bu. İşletme başına haftada dört saatlik idari iş, yaklaşık on beş dakikaya inmiş oluyor.
Son fark döngü. Analitik planlamaya geri besleniyor: araç kitlenizin gerçekte neyi ödüllendirdiğini okur, hangi formatların, konuların ve saatlerin dikkat kazandığını söyler ve bu cevaplar sonraki planın biçimini belirler. Ayrıca yeni bir şey planlamadan önce son haftalarınızdaki konuları ve girişleri okur; böylece dördüncü hafta sessizce ikinci haftayı tekrarlamaz — diğer bütün yapay zeka içerik araçları hakkında en çok duyduğum şikâyet tam olarak bu.
Bir sohbet botu her oturumda sıfırdan başlar. Bu ise kullandıkça daha faydalı hale gelir.
Okumak yerine kendi işinizde görmeyi tercih ederseniz: site adresinizi PostPost.ai’ye yapıştırın ve ilk taslaklara bakın. Yaklaşık bir dakika sürer ve bu yazının kalanından fazlasını anlatır.
Pratikte nasıl işliyor? O hafta kaç gönderi istediğinizi söylüyorsunuz ve isterseniz haftanın neyle ilgili olduğunu da: bir sezon kampanyası, öne çıkarmak istediğiniz bir hizmet, yeni bitirdiğiniz bir proje — varsa fotoğrafları da ekleyerek. Dağılımı temaya göre de ayarlayabilirsiniz: daha çok öncesi-sonrası, daha az tanıtım, sıkıldığınız temadan hiç. Ya da önerilen dağılımı kabul edip hiçbir şeyi değiştirmezsiniz.
Her iki durumda da geri gelen şey gerçekten çalışılabilir bir takvim: günde bir yer, her biri bitmiş bir taslakla dolu ve haftayı yapılacaklar listesi değil bütün olarak görebileceğiniz biçimde dizilmiş. Bir gönderiyi perşembeye taşıyın, sevmediğiniz konuyu değiştirin, lansman gününe ikinci bir gönderi ekletin, tutmayanı yeniden ürettirin. Bunların hiçbiri elle yazılmış bir prompt gerektirmiyor.
Görsellerle ilgili bir ayrıntı açıklamayı hak ediyor, çünkü yapay zeka çıktısı gibi görünmemelerinin sebebi o. Kaydırmalı gönderiler, hikâyeler ve tek gönderiler bir görsel modeline prompt atıp en iyisini ummakla doğmuyor. Paletinizin, yazı tiplerinizin ve logonuzun uygulandığı bir düzen kütüphanesi üzerine kuruluyor. Stok bir renk geçişiyle gerçek bir işletmeyi işaret eden bir görsel arasındaki fark bu: kompozisyonu bir insan tasarladı, içini dolduran ise sizin markanız.
Küçük bir işletmenin paylaşması gereken şeylerin neredeyse tamamı, tekrar eden bir avuç işe giriyor: indirim duyurmak, yeni ürünü tanıtmak, bir kursu doldurmak, bir şeyi lanse etmek, bir hizmeti anlatmak. Hazır senaryolar tam bunun için var: birini seçiyorsunuz ve araç gönderi dizisini markanızla ve teklifinizle onun etrafında kuruyor.
Kendi senaryonuzu gündelik dille yazıp her ay yeniden kullanabilirsiniz.
Diğer giriş kapısı bir sohbet. Fikri bir iş arkadaşınıza yazacağınız gibi yazıyorsunuz — “pazara kadar kışlık ürünlerde yüzde 20 indirim var, üç gönderi ve bir hikâye” — ve taslaklar geliyor. Değişiklikleri aynı konuşmada istiyorsunuz: daha kısa, daha sıcak, emojiyi çıkar, ikinci kare kargodan bahsetsin. Doğru olduğunda oradan paylaşıyorsunuz.
En çok kendimin kullandığı mod bu ve şimdiye kadar gördüğüm, nöbette bir pazarlamacıya en yakın şey.
Taslak yayına girmediği sürece hiçbir işe yaramaz, bu yüzden paylaşım sonradan eklenmiş değil, içine kurulmuş. PostPost.ai Instagram, Facebook, LinkedIn, X, TikTok, YouTube, Threads ve Telegram’da paylaşır ve her işi kanala uyarlar: uzunluk, format ve dosya kuralları ağdan ağa değişir, aracın işi bunu düşünmenizi gerektirmemek.
Açıkça söylemek istediğim iki şey var, çünkü bunları her işletme sahibi soruyor:
Onayınız olmadan hiçbir şey paylaşılmaz. Her iş bir gözden geçirme adımından geçer. Düzenlersiniz, onaylarsınız veya reddedersiniz. Yapay zeka taslağı yazar, imzayı siz atarsınız. Sizin adınıza sessizce paylaşım yaptığı bir mod yok.
Bağlantıyı yalnızca platformların resmî API’leri üzerinden kuruyoruz. Şifre paylaşımı yok, veri kazıma yok, hesapları kısıtlanmaya götüren gri alan otomasyonu yok. Herhangi bir kanalı istediğiniz an kaldırabilirsiniz.
Analitik ekranlarının çoğu, sizi tam başladığınız yerde bırakan bir grafik duvarıdır. Salı gününün iyi gittiğini görürsünüz. Bununla ne yapacağınızı hâlâ bilmezsiniz.
Bizimki soruyu resmetmek yerine cevaplamak için kuruldu. Önce beklediğiniz sayılar geliyor: gösterim, etkileşim, etkileşim oranı, yayınlanan gönderi sayısı ve takipçi artışı; gönderi ve kanal başına, her kanal birbiriyle karşılaştırılabilir ve herhangi biri tek tıkla görüntüden çıkarılabilir halde.
Bu sayıların üzerinde gündelik dille yazılmış öneriler duruyor: hangi format ortalamanın üzerinde gidiyor, hangi kanal boşa harcanıyor, günün hangi saatinde insanlar kaydırmak yerine kaydediyor, hangi gönderi tekrar edilmeyi hak ediyor.
Ve aynı sistem bir sonraki haftanızı planladığı için bu cevaplar panoda ilginç durmakla kalmıyor. Sıradaki planın girdisine dönüşüyor.
Uzman ipucu: bir formatı tek bir gönderiye bakarak elemeyin. Kötü bir gün genelde zayıf bir giriş ya da yanlış bir saat demektir, kötü bir format demek değil. Herhangi bir sonuca varmadan önce her formata üç dört tur verin: reklam kreatiflerinde A/B testini işe yarar kılan disiplin de aynı. Sonuçlar biriktikçe aracın önerileri keskinleşiyor, sizin yargınız da keskinleşmeli.
Paylaşmak işin yarısı. Diğer yarısı sonradan geliyor: beş farklı uygulamada, telefonda, siz başka bir şey yaparken.
PostPost.ai içeriğinizin doğurduğu konuşmaları tek bir gelen kutusuna çeker: gönderilerinizin altındaki yorumlar ve bağlı hesaplarınızdan gelen direkt mesajlar, her platforma tek tek girmeden okuyup yanıtlayabileceğiniz tek bir listede. Kapsamın ne kadarı geldiği her ağın API’sinin ne verdiğine bağlı, dolayısıyla kanala göre değişiyor. Gündelik etkisi ise şu: gerçek bir müşterinin sorusunu, geçen haftanın gönderisinin altında kaldığı için kaybetmiyorsunuz.
Üç gün önceden kalmış bir “bu hâlâ var mı?” sorusunu keşfetmiş olan herkes için, aboneliği tek başına karşılayan özellik bu.
Ajans sahiplerinin dikkatle bakması gereken yer burası.
PostPost.ai’de birim markadır. Her markanın kendi vault’u, kendi kanalları, kendi planı ve kendi analitiği var; aralarında geçiş tek tık ve hiçbir şey bir müşteriden diğerine sızmıyor. Yeni bir müşteri almak, marka eklemek demek; yeni bir hesap açmak, bir koltuk paketi daha satın almak veya hangi girişin kime ait olduğunu tutan bir tablo taşımak demek değil.
Faturalama da kanal başına değil marka başına, yani planlayıcıların çoğunun tam tersi. Bir müşterinin altı kanalı varsa, o altı kanal size fazladan hiçbir şeye mal olmuyor. PostPost.ai fiyatlandırma sayfası hangi planda kaç marka olduğunu gösteriyor.
İstediğiniz kadar kişi davet edebilirsiniz — koltuklar bütün planlarda sınırsız — ve her biri neye dokunabileceğini belirleyen bir rol alır:
Bu son rol en sessiz ve en faydalı olanı. Bir junior haftayı hazırlar, müşteri bakar ve sizden başka kimse gece on birde bir Instagram hesabını kaldıramaz ya da marka paletini değiştiremez.
Konumlandırmayı dolandırmadan söyleyeyim, çünkü kurduğumuz şeyi anlatmanın dürüst yolu bu.
Sosyal medyayı ciddiye alan bir işletme genelde üç şeye para öder: düzenlemek ve planlamak için bir içerik planlama aracı, ne paylaşılacağına karar verip yazan bir sosyal medya uzmanı ve bunu markaya benzetecek bir tasarımcı.
PostPost.ai bu üçünün işini yapmak için kuruldu. Planlama kısmı asgari şart: takvim herkeste var. Diğer ikisi ürünün var olma sebebi: marka bağlamı, bir pazarlamacıya vereceğiniz brifingin yerine geçiyor; markaya uygun üretim ise bir tasarımcıyla yaşadığınız gidiş gelişin yerine.
Yerine geçmediği şey strateji ve bunu iddia eden hiçbir araca güvenmezdim. Şirketinizin bu çeyrekte neyi savunduğuna karar vermek hâlâ sizin işiniz. O kararı size benzeyen ve sizin gibi konuşan on beş gönderiye çevirmek ise devredebileceğiniz kısım.
En iyi oturduğu yer: küçük işletme sahibiyseniz ve sosyal medyayı kendiniz yürütüp saatlerinizi buna veriyorsanız, bir ajans yönetiyorsanız ve tutarlılığın ilk kırılan şey olduğu birden fazla müşteri markanız varsa ya da bir şirkette pazarlamacıysanız, çıkan işe göre ölçülüyorsanız ve bir fikirle yayınlanmış bir gönderi arasındaki dar boğaz olmaktan yorulduysanız.
Kötü oturduğu yer: siz bakmadan paylaşan tamamen otomatik bir hesap istiyorsanız ya da tek başınıza içerik üretiyorsanız ve bütün ürününüz kendi kişisel sesinizse — o zaman yazmakla geçireceğinizden fazla zamanı yönlendirmekle geçirirsiniz.
Ve yukarıdaki dürüst çekinceyi yineleyeyim: Turbologo hesabınızdan içe aktarma yok. Marka profili sitenizden geliyor.
PostPost.ai adresine gidin, sitenizin adresini yapıştırın ve geri geleni görün. Prompt yazmak yok, tanışma görüşmesi yok. Tek bir kanalı bağlamadan ve kart bilgisi girmeden, birkaç dakika içinde bir marka profiliniz ve ilk taslaklarınız olur. Taslaklar işinize benziyorsa, ürünün kalanı yalnızca onları yayına taşıyan tesisat.
Bunu kurduk, çünkü kendi müşterilerimiz bize sürekli aynı şeyi söylüyordu: zor kısım marka değildi, onu her hafta canlı tutmaktı. Otomatikleştirdiğimiz kısım tam olarak bu.
Görsel kimliğinizi çözdünüz mü? Çözmediyseniz oradan başlayın: logo, palet ve yazı tipleri, herhangi bir aracın üzerinde çalışması gereken malzeme. Bunları birkaç dakikada Turbologo logo oluşturucu ile hazırlayabilirsiniz.
Bu yazıdaki her araç, perşembe sabahı 9’da Instagram’a gönderi paylaşabilir. Bu sorun yillar önce çözüldü.…
On yılı aşkın süredir tasarımla çalışıyorum ve bu süre içinde içerik üretim süreçlerini kısa sürede…
Logolarla çalıştığım on yılı aşkın süre boyunca aynı durumla birçok kez karşılaştım. Girişimci kira, reklam,…
Görsel kimlik üzerine çalıştığım uzun yıllarda tek bir örüntü hep tekrar etti: bir restoran nadiren…
Bir şirket yeni bir logo sipariş eder, kurumsal renklerini seçer, web sitesini hazırlar ve marka…
Tasarım alanında geçirdiğim on yıl boyunca aynı durumu defalarca gördüm. İşletmenin iyi bir ürünü, özenli…